Veronika Ölmek İsti̇yor

Veronika 24 yaşında genç, güzel, çoğu şeye sahip ama hayatından memnun olmayan mutsuz bir kadındır.
Veronika Ölmek İsti̇yor

Veronika 24 yaşında genç, güzel, çoğu şeye sahip ama hayatından memnun olmayan mutsuz bir kadındır. Pek çok kişinin dikkatini çeken, insanların gıpta ettiği biri. Ancak çevresine sergilediği tavırlar ile iç dünyası çok farklı. “Başına buyruk bir kişi olduğu havasını yaratmayı başarmıştı, ama aslında çok derin bir arkadaş özlemi vardı. Kalabalık bir yere girdiğinde herkes dönüp ona bakardı, ama hemen her geceyi bir manastır odasında, antenini doğru dürüst ayarlamaya üşendiği televizyonun karşısında yapayalnız geçirirdi. Tüm tanıdıkları onu gıpta edilecek bir kadın gibi görürlerdi, ama bu görüntüyü sağlamak, kendisi için yarattığı bu imaja uygun davranmaya çalışmak hemen hemen tüm enerjisini tüketmişti.” Yaşadığı bu çelişki, hayattan zevk alamaması, bir amaç uğruna yaşayamamak onu intihara sürüklemişti. Bir Kasım sabahı “Kiraladığı odasını dikkatlice temizledi, kaloriferi kapattı, dişlerini fırçaladı ve yatağına uzandı.” Belki de yaşamına göstermediği özeni ölmek için göstermişti. Dört kutu uyku hapını içip bilincini yavaş yavaş kaybetmeye başlarken ölümün nasıl bir şey olduğunu anladı. Gözünü bir daha açmamak üzere yumduğunu düşünürken tekrar uyandığında kendisini elleri bağlanmış bir şekilde hastane odasında buldu. Çok geçmeden hiç kimsenin dışarı çıkamadığı Vilette Akıl Hastalıkları Hastanesinde olduğunu anladı. Dr. İgor yüksek dozda ilaç aldığı için komaya girdiğini ancak bu ilaçların kalbine çok büyük zarar verdiğini ve en fazla bir hafta içinde öleceğini söyledi. Veronika bu bir haftayı hastanede, delilerin (!) arasında geçirmek zorundaydı.

 

Veronika’nın hastanede ilk iletişim kurduğu kişi Zedka idi. Veronika onun ve bu hastanede kalan kişilerin deli olduğunu düşünmüştü. Zaman geçirip onları tanımaya başlayınca aslında onlara deli yaftasını yapıştıran kişilerden çok daha akıllı olduklarını anlamıştı. Hepsinin kendisine ait hikâyeleri vardı. Son günlerini akıl hastanesinde geçirmek zorunda kalan Veronika buradaki kişilerle iletişim kurmaya, Dr. İgor’un verdiği ilaçları kullanmaya başladı. Hemen her gün küçük krizler geçiriyor ve ‘evet bu sefer ölüyorum galiba’ hissine kapılıyordu. Ama hiçbir kriz ‘beklenen an’ değildi. Veronika hastanede Zedka’nın da yönlendirmesiyle Kardeşlik Çemberine dahil oldu. Çünkü son günlerini burada akıl hastanesinde değil dışarıda geçirmek istemekteydi. Bunun için de Kardeşlik Çemberine katılması gerekiyordu. Burada düşüncelerini söylerken onlardan ne kadar farklı olduğunu gördü. Sonuçta deli (!) olduğu için bu durumu umursamadı. Yaptığı her şeyi günler içinde ölecek olmanın verdiği rahatlığıyla içinden geldiği gibi yaptı, yaşadı. Hastanede öleceği günü bekledi, Eduard ile tanışana kadar. Şizofreni tanısı alan, önemli bir bürokratın oğlu olan ve çok güzel resimler yapan ancak çizimi bırakan Eduard, Veronika’nın piyano çalışını saatlerce dinlemişti. Veronika, Eduard’a yapabileceği tek iyiliğin onun için piyano çalmak olabileceğini düşündüğü için ona sık sık çalmaya başladı. Eduard ona her seferinde büyük bir ilgi ve sevgiyle bakıyordu. Veronika da ona karşı aynı hisleri hissetmeye başladı. Günler içinde öleceğini bilmesine ve bu duygulara karşı koymaya çalışmasına rağmen kendine engel olamadı.

 

Veronika kendisi için biçilen yaşamın son günü gelip çattığında Dr. İgor’dan son gününü istediği şeyleri yapabilmek adına dışarı çıkmak için izin istedi. Dr. İgor buna izin vermeyince Veronika ve Eduard birlikte akıl hastanesinden kaçtılar. Dışarıda bir sürü delilikler yaptılar, yemek yediler, eğlendiler, hiç kimsenin bakışlarına, sözlerine aldırış etmeden diledikleri gibi bir gün geçirdiler. Günün son saatlerinde tepede terk edilmiş bir şatoda kaldılar. Birbirleriyle vedalaştılar. Veronika ölmek için gözlerini kapadı. O an kendini çok huzurlu hissetti. Ertesi sabah Eduard polisler tarafından uyandırıldığında Veronika’nın öldüğünü düşünmüştü. Ancak o yavaşça hareket etti. Ölmemişti. Ölmesi gerekirdi, dün son gününü yaşamış olması gerekirdi ama o yaşamaya hala devam ediyordu. Dr. İgor aynı saatlerde Vilette Akıl Hastalıkları Hastanesinde hastasının üzerinde yaptığı çalışmasını kitaplaştırmaya başlamıştı. Kitabın son bölümü ‘Ölüm Bilinci Bizi Daha Yoğun Yaşamaya Yöneltir’ başlığını taşıyacaktı. Aslında herkesten çok daha sağlıklı olan Veronika, Dr. İgor’un deneyi olduğunu ise hiçbir zaman öğrenmeyecekti.

 

Paulo Coelho’nun bir solukta okunan, kendisinden de izler taşıyan eseri Veronika Ölmek İstiyor, bir genç kız üzerinden yaşama tutunmayı, yaşamayı sevmeyi ve gayret etmeyi öğretiyor bizlere. Bunu tam da hayatın anlamsız geldiği noktada aslında neler yapabileceğimize odaklanarak gösteriyor. Her vazgeçişin yeniden başlamak için ilk adım olduğunu öğretiyor.

 

KİTABIN KÜNYESİ

ADI: Veronika Ölmek İstiyor 

YAZARI: Paulo Coelho

SAYFA SAYISI: 213

YAYINEVİ: Can Yayınları

 

Havva KOTAN - Sosyolog